karmasık sayılar çalışma kagıdı (41 sayfa her sayfa altı cvp)
öncekinde kökler yoktu kökler de eklendi
https://skydrive.live.com/redir?resid=E5BB3A7061913B1C!762&authkey=!AHSl-ePWsnjBPG4
10 Kasım 2012 Cumartesi
4 Kasım 2012 Pazar
karmasık sayılar çalışma kagıdı (kökler hariç)
karmasık sayılar çalışma kagıdı (kökler hariç)
http://sdrv.ms/YqyQS9
http://sdrv.ms/YqyQS9
2 Kasım 2012 Cuma
kurs 11 a ilk dersler
kurs 11 a ilk dersler (elektronik tahta ile anlatılmaya baslandıktan sonra)
http://sdrv.ms/YflAQ7
http://sdrv.ms/YflAQ7
temel mat sınıfı 1. ders
aşağıdaki linkten indirebilirsiniz
ant mat kitabındaki toplama cıkarma alıştırmalarını hepsi ödevdir
http://sdrv.ms/Rwtoe1
ant mat kitabındaki toplama cıkarma alıştırmalarını hepsi ödevdir
http://sdrv.ms/Rwtoe1
29 Ekim 2012 Pazartesi
10 e ders notları
ilk dersleri tabletle anlatmadıgımdan yok belli bir yerden sonra derste islediklerim burada ayrıca soru bankasından cozduklarimi de ekleyecem ins
https://skydrive.live.com/redir?resid=E5BB3A7061913B1C!738&authkey=!AKqGr91RQaSCxUM
https://skydrive.live.com/redir?resid=E5BB3A7061913B1C!738&authkey=!AKqGr91RQaSCxUM
11 Şubat 2012 Cumartesi
0 DAN MATEMATİK
yeni bir kitap doğuyor, bu kitapla matematik ile arası olmayan herkes için ikinci bir şans geliyor...

0 DAN MATEMATİK
Gerçek anlamda sıfırdan başlayan,
hiç matematik eğitimi almayanların bile anlayabileceği,
matematiği zayıf olanların kendi seviyelerine uygun üniteden başlayabileceği,
tamamının çözümünün nette olacağı bir kitap doğuyor.
Bu kitabın yazımındaki amaç ülkemizdeki matematik başarısızlığına deva olabilmektir.
Aynı konu ile ilgili yüzlerce alıştırma ile anlaşılmanın ötesinde alışkanlık edinilecek adeta
gözü kapalı yapılır hale gelecek.
"Off bu sorunun çözümü nedir? Kime sorayım?" derdine son, çünkü tüm soruların
çözümü nette olacak ve de ulaşmak ücretsiz olacak, hatta tüm kitap da nette ücretsiz
sunulacak.
Kısa bir süre sonra kitaptan bölümler bu sitede yayınlanacak ve gelen eleştirilerle kitap
yavaş yavaş şekillenecek.
Faydalı olması dileği ile....
Bora Arslantürk
15 Aralık 2011 Perşembe
Okullarda Güvenlik Sorunu
OKULLARDA GÜVENLİK
En değerli varlıklarımızı 5 yasından itibaren okullara
gönderiyoruz. Okullardaki görevlilere, öğretmenlere emanet ediyoruz ve yıllarca
günlerinin büyük bir kısmını okullarda geçiriyorlar. Dolayısı ile ülkemizin
geleceğinin , yavrularımızın güvenliğinin sağlanması da büyük önem
içeriyor.
Peki okullarda güvenlik nasıl sağlanıyor?
Lisede çalışan bir öğretmen olarak teorideki kısmından
ziyade, pratikte uygulanana bakarsak okullarımızda yeterli güvenlik
önlemlerinin alınmamış olduğu, hatta işe yarar hiçbir güvenlik önleminin
alınmamış olduğu aşikardır. “Sistem” problemi vardır. Tüm güvenlik, öğretmen ve
idarecilerin üstüne yıkılmış durumdadır. Halbuki öğretmen veya idareciler
(onlarda öğretmendir zaten) herhangi bir güvenlik eğitimi almamış, eğitim ve
öğretim için yetiştirilmiş kişilerdir. Mesela bir lisede 17-18 li iri yarı 10 genç arasında grup kavgası olduğunu
düşünün, böyle bir kavga sonucunda 1. derecede nöbetçi öğretmen sorumlu
tutulmakta ve cezalandırılmaktadır. Halbuki öğretmenin bu kavgaya müdahale
yetkinliği yoktur. Bunun eğitimini almamıştır, nasıl müdahale edeceğini bile
bilemez. Herhangi bir güvenlik aleti de taşımamaktadır. Kaldı ki müdahale
etmesi durumunda zarar da görebilir, zira bu konuda eğitimsiz olduğundan zarar
görme ihtimali de kaçınılmazdır. Polis vs okula gelene dek de iş işten
geçecektir.
Bu sene okulumuza yeni gelen bir öğretmen arkadaşım daha
önceki okulunda yaşanan bir olayı anlattı. Daha önceden okuldaki bir öğrenciye
husumeti bulunan bir genç okula giriyor. Ve öğrenciyi bahçede bulup boğazını
keserek öldürüyor, burada da öğretmen sorumlu tutulup başka okula sürülüyor. Şimdi bu olayı inceleyelim;
Öğretmen nasıl sorumlu tutulabilir? Bu gün herhangi bir
okula sadece kimlik bırakmak sureti ile herkesin girme yetkisi vardır. Çünkü veli
olabilir eğer veli ise bunun kapıda kontrolünü sağlayacak bir sistem yoktur
veya okulda sınav kaydı, açık lise gibi bir şey bulunabilir, hiçbiri olmadı
eğitimcilerle görüşmek isteyip tavsiye alacağını söyleyebilir . Sonuç olarak
herhangi biri okula zaten girme yetkisine sahiptir. Kimliğini bırakır okul
içine girer.
Öte yandan silahlı birine karşı bir öğretmen veya bir
idareci ne yapabilir? Daha önce de bahsettiğimiz üzere öğretmen bu konuda
eğitim almaz, herhangi bir savunma veya müdahale aracı bulundurmaz. Ancak kendi
hayatını tehlikeye atmış olur.
Arkadaşımın anlattığına göre bu olayda öğretmen zaten nöbet
yerinde bulunuyor ama olay kısa sürede gerçekleşiyor ve öğretmen “neden öğrenci
olmayan birinin okula alındığı” ile suçlanmış. Yani burada öğretmen bekçi
olacak ve tüm okula girişleri kontrol edecek gibi bir mantık var. İyi de her
Türk vatandaşının okula girme yetkisi var iken, okula girişlerde herhangi bir
denetim, öğrenciler için kimlik kontrolü, silah sayılabilecek araçların
elektronik kontrolü yok iken, öğretmen nasıl suçlu olabilir? Bir veya birkaç
öğretmen binlerce öğrencinin okul
öğrencisi olup olmadığını nasıl anlayabilir? Okul kıyafeti giyen biri kimlik
bile sorulmadan, okula bu yanlış sistem sonucu giremez mi? Elbette girer hem de
elini kolunu sallayarak.
Ayrıca hadi diyelim öğretmen güvenlik konusunda eğitimli ve
sorumlu olma yetisine sahip olsun nöbetçi öğretmenler derslere de girmektedir,
ders esnasında nasıl güvenlik sağlanabilir? Madem öğretmen güvenlikten sorumlu?
Yani yanlış sistem kendi içinde çelişki içermektedir. Zaten bir öğretmenin tüm
gün boyunca nöbet yerinde mesela bahçede bulunması da mümkün değildir. Zira nöbet
yönetmeliğine göre nöbet eğitim öğretimden 30 dk önce başlar ve tüm gün aralıksız
sürer. Eee peki aralıksız nasıl sürecek? Öğretmen tuvalate gitmeyecek mi?,
yemek yemeyecek mi? Derse girmeyecek mi? Diyelim bir hap üretildi ve gün boyunca
size enerji veriyor tuvalet ihtiyacınız yok, yemek ihtiyacınız yok. Size ders de
konulmadı nöbet gününde. Peki şimdi nöbeti bahçede olan bir öğretmenin, tam gün
eğitim olan bir okulda (mesela benim okulum 8:50-16:10 arası eğitim öğretim
yapıyor.) öğretmen , yani işi eğitim olan öğretmen , (branş da seçelim benim
gibi matematik öğretmeni olsun) mesela bir matematik öğretmeni, uzman olduğu
alanda öğrencilerine yardımcı olabilecek iken, eksiklerini tamamlayabilecek
iken, matematikle ilgili kitap doküman alıştırma vs. hazırlayabilecek iken,
yani alanı ile ilgili üretim yapabilecek iken, sabah 8:20 den 16:40 a kadar bahçede dikilecek
mi? Bu ayıp değil midir bir eğitimciye? Donanımlı alanında uzman yıllarını bu
alana vermiş bir eğitimciyi bekçi gibi kullanmak veya güvenlik görevlisi yerine
kullanmak yazık günah değil midir? Tüm bunları geçtik doğru mudur? Bu durum
hastanede nöbetçi doktorun gün boyu hastalar arası veya hasta doktor arası
kavgaları önlemesine, ortalarda dolaşıp onları kolaçan etmesine, hastaneye
giriş çıkış denetlemesine vs. benzer veya bir hakimin nöbetinde davalıları
gözetlemesine, onlara göz kulak olmasına, kavgaları ayırmasına ve tüm güvenlik
olaylarından sorumlu olmasına benzer. Aynı derecede komik ve yanlıştır.
Yani sistemin elle tutulur bir yanı yoktur. Neresinden
bakarsanız elinizde kalıyor. Binlerce insanın bulunduğu bir kurumda elbette
olaylar olacaktır ama buradaki tüm güvenliği öğretmene yıkmak olacak şey
değildir , doğru değildir ve de güvenlik kavramının havada kalmasını ve
yavrularımızın her an her şeyle karşı karşıya gelebilmelerinin birinci
nedenidir.
Ana sınıfında ve ilköğretim ilk yıllarındaki “göz kulak olma”
ise farklı bir durumdur. Burada bir “nöbet” olabilir, zira çocuklarımız küçük
olduğu için göz kulak olunmaya ihtiyaç vardır, bunun da güvenlik görevlilerince
yapılması doğru olmaz, en doğrusu öğretmenlerinin gözetiminde olmasıdır. Buradaki
“nöbet” veya “göz kulak olma” kavramı mantıklıdır. Buradaki güvenlik, kazalara,
düşmelere vs. gibi karşı güvenliktir, bunu öğretmenler sağlayabilir, yoksa bu
küçük yaşlarda silahlı olaylar, kız meseleleri gibi aşırı şiddete yönelik
durumlar oluşmaz. Ancak küçük yaştaki çocuklarımızı korumaya yönelik olan bu
nöbet ise gerek taşıdığı sorumluluk ve gerekse işin zorluğu açısından öğretmeni
motive edecek ücretlendirme ile olmalıdır. Yoksa mevcut sistemde buradaki
nöbettin verimliliği de olamaz. Ancak liselerde ve ilköğretim 2. kademede bu
tarz bir nöbete gerek olduğunu düşünmüyorum. Eğer bu tarz bir nöbete gerek var
farz edersek, o zaman çocuklar sokağa da çıkmamalı hep peşlerinde ebeveynleri
olmalı ki bu da doğru bir tutum olmaz. Ama
küçük çocukları ebeveynler her yerde gözlemlemelidir öğretmenler de okulda
gözlemlemelidir.
8 yıllık kesintisiz eğitim de okul içi kazalar noktasında
sıkıntıya sebep olmuştur. 6 yaşındaki ilköğretim 1. sınıf öğrencisi ile 15 yaşındaki
öğrenci aynı bahçede oynamaktadır, bu da büyük risk demektir sık sık okullarda
kazalar olmaktadır. Düşünün 15 yaşındaki öğrenci bahçede futbol topu ile oynuyor
ve sert vuruyor bu sert giden top 6 yaşındaki çocuğun boynunu bile kırabilir
zira 350 gr civarı olan bu toplar çamurlu ıslak olduğunda yarım kiloya yaklaşır
ve küçük çocukları ciddi tehdit eder. Dolayısı ile ilköğretim 2. kademe aslında
liseler ile güvenlik noktasında daha uyumludur. Binlerce öğrencinin aynı
bahçede bu kadar yaş farkı ile ( bu yaşlardaki yaş farkı, fiziki boyut farkını
da maksimum yapmaktadır) oyun oynamaları son derece yanlıştır.
Dolayısı ile okullardaki güvenlik problemlerinin birinci
derecede sorumlusu konu ile ilgili yetersiz ve yanlış düzenlemeyi yapan,
onaylayan ve halen daha değiştirmeyen sorumlulardır , ilgili bakanlıktır ve onun
üstü olan hükümettir. Ama çıkan silahlı şiddet olaylarında idareciler öğretmenler ceza almaktadır maalesef. Gerçi
yargı bu noktada öğretmenlere ve idarecilere cezalar vermese de özellikle kurum
içi disiplin işleyişinde bu yanlış sistemden, yüksek mevkilerdekiler sorumlu oldukları
halde, en alt seviyedeki öğretmenler idareciler ceza almaktadır.
Bir doktor nöbet tuttuğunda görevi olan doktorluğu yapar,
hasta bakar, tedavi eder; bir hakim
nöbetinde dava bakar, eğitim aldığı işi yerine getirir ama bir öğretmen
nöbetinde hiçbir eğitimi olmadığı halde güvenlik görevlisi gibi çalışır, bazen
bekçi olur, bazen bakıcı bu olacak şey değildir ve akıl mantık dairesinde olan
bir uygulama olamaz.
Öğretmen eğer nöbet tutacak ise nöbetinde etüt yapabilir ,
öğrencilerin sorularını çözebilir , eksiklerine yardımcı olabilir ama güvenlik
görevlisi hizmeti öğretmenden beklenemez, güvenlik olayları ile ilgili öğretmen
sorumlu tutulamaz.
Amerika’da ve Avrupa’da okullarda gerçekleştirilen
katliamları, onlarca öğrencinin öldürülüşünü biliyoruz ve buralarda kapıda ve
okul içinde güvenlik görevlileri vardır ve okula giriş elektronik cihazlarla
kontrol edilmekte ve elektronik arama yapılmaktadır, buna rağmen olaylar
olmaktadır. Ülkemizde ise hiçbir güvenlik tedbiri olmamakta, böyle bir olayın
gerçekleşmesine karşı hiçbir önlem yoktur. Yarın böyle bir şey olursa hiç
şaşırmayacağımı da belirtmek isterim.
Peki ne yapılmalı?
Öncelikle öğretmenlerin nöbetleri görevleri ile ilişkili
olmalı. Ve öğretmenlere nasıl diğer mesleklerdeki nöbete ücret veriliyor ise
ücret verilmeli, güvenlik görevi öğretmenlerden alınmalı.
Okullarda okullara özel eğitim almış “eğitim güvenlik görevlileri” olmalı,
güvenliği onlar sağlamalı.
Okullara girişte kimlik kontrolü yapılmalı. Hatta bazı
uygulamalarını duyduğumuz parmak izi ile giriş sistemine geçilmesi daha iyi
olur, çünkü kimlik de çok güvenli değil sahtesi rahatlıkla yapılabilir.
Okullara girişte elektronik cihazlarla silah kontrolü
yapılmalı.
Dünyada gözlemlediğimiz okullardaki toplu katliamlar ve
ülkemizdeki okullarda gerçekleşen silahlı ve ölümle de sonuçlanabilen olaylar
göz önüne alındığında, giriş kapısında üniversitelerdeki gibi ve gelişmiş
ülkelerdeki gibi bir polis veya silahlı bir güvenlik elemanı olmalı.
Geçenlerde gerçek hayattan alınan bir film izledim ve okulda
geçiyor ve bir devlet okulu, gerçek bir okuldan görüntüler var. Girişte silahlı
bir güvenlik ve elektronik silah
tarayıcı, ayrıca okul içinde de güvenlik görevlileri var ama ülkemizde
öğretmen, joker gibi, kimi zaman bakıcı, kimi zaman güvenlik görevlisi, kimi
zaman hizmetli gibi çalıştırılmaya zorlanmaktadır maalesef.
En değerli varlıklarımızı emanet ettiğimiz okullarda, en
kısa sürede gerekli güvenlik önlemlerinin mevzuatla düzenlenerek yürürlüğe
konmasını bekliyoruz. Aksi halde gerçekleşen tüm üzücü güvenlik bağlamındaki
her olayda mevcut düzenle ilgili mevzuatta imzası olanlar ve gerekli
düzenlemeyi yapmayanlar sorumlu olacaktır.
Bora Arslantürk
Matematik Öğretmeni
10 Kasım 2011 Perşembe
Nerdesin Atam!
Sen öğrettin bana kalem tutmayı, abece yi, beraber saydık, bazen güldük bazen ağladık.
Annemden ilk defa ayrılmıştım, gözyaşlarım sel olmuştu, hıçkırıyordum, ama sen sarıldın bana,
hem de sımsıcak. Alışmıştım kısa sürede sana canım öğretmenim.
O gün paramı kaybetmiştim, aç kalmıştım, ama sen fark ettin beni, kantine götürdün, tost aldın canım öğretmenim.
En değerleri varlıklar sana emanet, ülkenin geleceği sana emanet.
Bazen sırdaşım oldun, bazen arkadaşım, bazen anam oldun, bazen babam…
Aramızda öyle güçlü bir bağ vardı ki hiç kopmayacak, sen farklıydın benim için canım öğretmenim.
Söz Atamızda;
Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır...
Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakar ve muhterem unsurlarıdır.
Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir.
Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.
Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
Öğretmenden, eğiticiden mahrum bur millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.
Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.
Ey büyük Atam! Bugün seni anıyoruz, bütün okullarda anma törenleri düzenlendi, ama içimiz buruk…
Seni özlüyoruz, hem de çok…
Sen bizi el üstünde tuttun, belki de en çok meslek gruplarından bize önem verdin, çünkü biliyordun öğretmenin ne demek olduğunu ama bugün senin el üstünde tuttuğun öğretmen, ayaklar altında paspas oldu. Hor görülüyor, ciddiye alınmıyor, önem verilmiyor, azarlanıyor.
Başımıza gelen aşağılamakla, eleştirmekle işe başlıyor, gelen gideni aratıyor.
Sen bize kamudaki en yüksek ücreti layık görürken aman vekil ücreti öğretmen ücretini geçmesin derken şu an okuldaki hizmetli bile bizden değerli, daha çok ücret alıyor. Ama biz ücrete değil bize verilen kıymete daha doğrusu kıymetsizliğe üzülüyoruz. Ve kendimizi çok kötü hissediyoruz.
Nerdesin Atam nerdesin………………….
Bora Arslantürk
Matematik Öğretmeni
14 Haziran 2011 Salı
TATİL DE HEP Mİ TATİL?
TATİL DE HEP Mİ TATİL?
Evet sevgili öğrenciler tatil yaklaşıyor, peki tatilde hep mi tatil yapmak gerekir? ……….
Her ne kadar biz öğretmenler öğrencileri ayırmak istemesek de farklı öğrenciler farklı psikoloji, farklı başarı düzeyi gibi farklılıklar demek olduğundan tatille ilgili uyarılarımızın yer alacağı bu yazıda sağlıklı çözüm üretebilmek için, ayırmak durumundayız.
Öncelikle genel yaklaşımlarla, yani tüm öğrencilerimiz ile ilgili ortak kısımlarla başlayalım. İnsan dinamik yapısı ile sürekli değişim içinde olmalıdır, süreklilik gerektiren “dinamizm” sekteye uğradığında “durağanlığa” dönüşecektir. Yani tatil boyunca hiç ders çalışmadan, sadece tatil yapmak gezmek-tozmak-oynamak öğrencinin zihinsel performansını düşürecek, dersler başladığında, öğrenci zorlanacak ve adaptasyon sorunu yaşayacaktır, yani dinamizmi-konulara olan sıcaklığı-aktifliği kaybetmemek için derslerle olan alaka kesilmemelidir. Zaten tatilde günde yaklaşık 7-8 saatlik okul-dersler yok, bir rahatlama var, bunun yerine günde bir kaç saatlik fazla da yorucu olmayan düzenli bir çalışma en azından yapılmalı, zihin canlı tutulmalıdır. Konu ile ilgili bir anımı nakletmek isterim;
Yapım gereği sürekli bir şeylerle uğraşan, kendini geliştirmeye çalışan biriyim, peygamberimizin “iki günü bir olan bizden değildir” yaklaşımı hayat prensiplerimden olmuştur ve bana hayatta en büyük zevk veren şey, yeni bir şeyler öğrenmektir. Tabi bu anlattıklarım da beraberinde "aile ile daha az zaman geçirmek" gibi kötü şeyler de beraberinde getirebiliyorJ.
Eşim bir gün, “artık yeter” diyerek yaz tatili zamanında beni ikna ederek ve yanıma bilgisayar, kitap, kağıt, kalem hiçbir şey aldırmayarak, 10 gün civarı bir tatile gitmemize neden oldu. Güzel bir tatil yaptık ama döndüğümüzde çok kısa sürede çözebildiğim sorularda zorlandığımı, kavrama yeteneğimin düştüğünü hayretle gözlemledim, kısa bir süre derslerden kopmama rağmen performansım hiç beklemediğim kadar düşmüştü. Bu da bana iyi bir ders oldu tabi ki, benzer şekilde, siz de, hiç ders çalışmadan tatil geçirirseniz performansınız düşecektir.
Şimdi notları iyi olan, düzenli ders çalışan öğrencilere seslenmek istiyorum; sizler için tatil tam bir hazine, daha derslere sıcaksınız, zaten düzenli ders çalışıyorsunuz, bunu daha hafif bir şekilde tatil boyu sürdürerek hatta ileriki konulara göz atarak, öğretmen anlatmadan konular hakkında fikir sahibi olabilir, öğretmenin de anlatımı ile konular pekiştirme şansı yakalayabilirsiniz. Konuları çalışmış olduğunuz için, öğretmenin sorularını rahatlıkla cevaplayabilir, bol bol artılar alıp sözlü notunuzu da iyi duruma getirebilirsiniz. Ayrıca artık imkanlar çok gelişti, internette sadece “yazılı konu anlatımları” değil , video ders anlatımları da hem de ücretsiz bol bol mevcuttur, bu anlatımlara www.ozeldersci.com sitemizden ve sitemizdeki “en iyi siteler” linklerinden rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Zayıf olduğunuz konuları ve ilerde göreceğiniz konuları bu video derslerle de pekiştirebilirsiniz.
Şimdi gelelim notları pek iyi olmayan, temel problemleri olan öğrencilerimize; sizler için tatil daha bir başka önemli, çünkü bu kısa olmayan sürede eksikliklerinizi "sıkı bir çalışma ile" kapatabilirsiniz, kusura bakmayın ama size tatil yok, sıkı bir çalışma var. Çünkü bu çalışma geleceğinizi kurtaracak. Öncelikle öğretmeninize danışarak eksik olduğunuz konular hakkında yönlendirme istemelisiniz ve bu konuları gerekirse bilenlerden yardım alarak gerekirse özel ders alarak kapatmalısınız, yine sitemizde matematiğin en temelinin anlatıldığı videolar var, bunlardan faydalanabilir diğer video sitelerini inceleyebilirsiniz. Temel eksiklik genellikle sayısal derslerde olmaktadır ve en büyük sorun da, genelde matematik dersinde olmaktadır. Sözel dersler, o an gündemde olan konular çalışılarak giderilebilmesine rağmen, sayısal derslerde temel bilgiler tüm konuları ilgilendirdiği için, son konular çalışılarak istenilen elde edilemez. Tatilin her bir gününü de iyi değerlendirerek iyi bir başlangıç yapabilirsiniz, hatta geleceğinize kurtarabilirsiniz, çünkü her yeni öğrenilen güzel şey geri kalan tüm hayatı değiştirmektedir. Öncelikle etrafınızda faydalanabileceğiniz kişileri liste haline getirin ve onlardan yardım isteyin, sonra güzel bir ders planı yapın ve tıkla linkindeki prensipleri de dikkate alarak ders çalışın, emek vermeye başladıktan sonra kapıların açıldığını göreceksiniz.
Tüm öğrencilerimize hep tatil olmayan tatiller dileği ile J
Bora Arslantürk
12 Nisan 2011 Salı
19 Mart 2011 Cumartesi
izometrik kağıt ve flash program (9. sınıflar için)
izometrik çizimler ve ilgili sorular için izometrik kağıdı aşağıdaki linkten indirebilir yazıcıdan çıktı alabilirsiniz
resim olarak
word formatında
pdf olarak
flash program
resim olarak
word formatında
pdf olarak
flash program
5 Şubat 2011 Cumartesi
16 Kasım 2010 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)